Amerikan istihbarat birimlerinin telefon kayıtlarını toplaması ve büyük internet şirketlerinin sunucularına girmesi nedeniyle Başkan Barack Obama’ya yönelik eleştiriler artıyor.
Program, medeni hakları savunan gruplar ve bazı Kongre üyeleri tarafından şiddetle eleştirildi. Temel hak ve özgürlükleri savunan bu örgütler 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarından sonra hükümete istihbarat toplaması için verilen yetkilerin genişletilmesine karşı çıkıyor.
Ulusal Güvenlik Dairesi’nin milyonlarca Amerikalı’nın telefon kayıtlarını topladığı yolundaki haber, ilk kez İngiliz Guardian gazetesinde yayınlandı.
Gazete daha sonra, Ulusal Güvenlik Dairesi ile Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) dokuz büyük Internet şirketinin sunucularından da bilgi topladığı haberini yayınladı.
Aynı haber Washington Post gazetesinde de yayınlandı.
Ancak Internet şirketleri bu iddiayı reddediyor.
Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, dün gece geç saatlerde bir açıklama yaparak, istihbarat programının açıklanmasını kınadı ve bu yüzden Amerika’nın güvenlik tehditlerini önlemesinin zorlaşacağını belirtti.
Clapper, gazetelerde yayınlanan haberlerin yanlış ve tehlikeli olduğunu da kaydetti.
Yetkili, gazetede yayınlanan haberlerdeki istihbarat programıyla telefonları dinlemediklerini, sadece aranan numaraların ve arama sürelerinin kayıtlarının alındığını kaydetti.
Clapper, PRISM kod adıyla kullanıldığı iddia edilen internet programının da ne Amerikan vatandaşlarını ne de Amerika dışında yaşayanları hedef aldığını söyledi.
Başkan Obama’nın bugün California ziyareti sırasında yapacağı açıklamalarda konuya değinmesi bekleniyor.(amerikanınsesi)
7 Haziran 2013
Eski iPhone’u getir yeniyi götür!
Apple eski iPhone modellerinin yenileriyle değiştirileceği bir program başlatıyor.
Dünyanın en popüler şirketi Apple, kullanıcılarının eski iPhone modellerini yenileryle değiştirebileceği bir program başlatıyor.
Programın bu ay başlatılacağı ifade edildi.
Apple için bu program bir ilk. Şirketten daha önce öyle böyle bir adım gelmemişti.
Apple’ın bu program için ABD’li cep telefonu operatörleri AT&T ve T-mobile ile birlikte çalışacağı ifade edildi.
Şirketten bu programa yönelik resmi bir açıklama henüz gelmiş değil.
Dünyanın en popüler şirketi Apple, kullanıcılarının eski iPhone modellerini yenileryle değiştirebileceği bir program başlatıyor.
Programın bu ay başlatılacağı ifade edildi.
Apple için bu program bir ilk. Şirketten daha önce öyle böyle bir adım gelmemişti.
Apple’ın bu program için ABD’li cep telefonu operatörleri AT&T ve T-mobile ile birlikte çalışacağı ifade edildi.
Şirketten bu programa yönelik resmi bir açıklama henüz gelmiş değil.
6 Haziran 2013
Karayiplerin Derinliklerinde Yeni Balık Türü Keşfedildi
Zookeys dergisinin yeni yayınladığı rapora göre, 156-166 metre derinlikte numune toplamaya çalışan Tayvanlı araştırmacılar, yanlışlıkla yakaladıkları balığın yeni bir tür olduğunu fark etti.
Smithsonian Institution Derinlerdeki Kayıkları Gözlem Projesi (DROP) kapsamında yapılan araştırmalarda bulunan balığın, Horozbina türüne ait olduğu belirtildi. Boyu yaklaşık 2,5 santimetre olan balığa, proje ekibi tarafından ‘Haptoclinus dropi’ adı verildi.
DROP araştırma ekibi, balık türlerini yakalamak için Curasub denizaltılar kullanıyor. Büyük camları ve dalgıçlardan çok daha derine inebilme özelliği olan Curasub denizaltılar artık turistler kadar denizle ilgili araştırmacılar tarafından da kullanılıyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN ETKİSİ ÖLÇÜLÜYOR
Soluk, gri renki gövdeye sahip olan balık, karnının iki tarafında dikdörtgen biçiminde turuncu renkli bir bölgeye ve tam ortasında beyaz bir bölüme sahip. Haptoclinus dropi’nin irisi ise sarı ve turuncu renkte.
Yeni türler keşfetmenin yanı sıra, DROP araştırmaları Güney Karayip denizi derinlerdeki tropik kaya çeşitliliğini keşfetmeyi hedefliyor. Bu derinlerdeki kayalıklar, normal su kayalıklarının uzantısı; fakat derinde olmaları onların araştırılmasını zorlaştırıyor.
Drop internet sitesindeki açıklamaya göre, bilim insanları bölgede çeşitliliğin zamanla değişimini gözlemlemek istiyor. Değişen iklimlerin çeşitlilik üzerindeki etkisi de araştırmacıların ilgisini çekiyor.(ntvmsnbc)
Smithsonian Institution Derinlerdeki Kayıkları Gözlem Projesi (DROP) kapsamında yapılan araştırmalarda bulunan balığın, Horozbina türüne ait olduğu belirtildi. Boyu yaklaşık 2,5 santimetre olan balığa, proje ekibi tarafından ‘Haptoclinus dropi’ adı verildi.
DROP araştırma ekibi, balık türlerini yakalamak için Curasub denizaltılar kullanıyor. Büyük camları ve dalgıçlardan çok daha derine inebilme özelliği olan Curasub denizaltılar artık turistler kadar denizle ilgili araştırmacılar tarafından da kullanılıyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN ETKİSİ ÖLÇÜLÜYOR
Soluk, gri renki gövdeye sahip olan balık, karnının iki tarafında dikdörtgen biçiminde turuncu renkli bir bölgeye ve tam ortasında beyaz bir bölüme sahip. Haptoclinus dropi’nin irisi ise sarı ve turuncu renkte.
Yeni türler keşfetmenin yanı sıra, DROP araştırmaları Güney Karayip denizi derinlerdeki tropik kaya çeşitliliğini keşfetmeyi hedefliyor. Bu derinlerdeki kayalıklar, normal su kayalıklarının uzantısı; fakat derinde olmaları onların araştırılmasını zorlaştırıyor.
Drop internet sitesindeki açıklamaya göre, bilim insanları bölgede çeşitliliğin zamanla değişimini gözlemlemek istiyor. Değişen iklimlerin çeşitlilik üzerindeki etkisi de araştırmacıların ilgisini çekiyor.(ntvmsnbc)
Orantısız Güç Kullanan Polis Twitter’dan Tespit Edilecek!
Taksim ve diğer şehirlerde yaşanan Gezi Parkı protestolarında polisin sert müdahalesi sosyal medyada sıkça yankı buldu. Twitter kullanıcılarının dayanışma içine girerek halka şiddet uygulayan polislerin fotoğraflarını ve video görüntülerini paylaşmaları sonrası dikkatler İçişleri Bakanlığı’na çevrilmişti. Dün mecliste bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Muammer Güler, gösterilerde yetki ve görevini aşan personelin tespiti için çalışmalara başladıklarını açıkladı.
Geniş kapsamlı bir soruşturma için iki mülkiye, iki de polis başmüfettişinin görevlendirildiğini ifade eden Muammer Güler, yazılı ve görsel medyanın yanı sıra Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşılan görüntülerin inceleneceğini, ortada bir suç varsa kanuni gereğinin yerine getirileceğinin altını çizdi.
Soruşturmayla ilgili Hürriyet‘e de açıklamalarda bulunan Güler, “Görevini layıkıyla yapan ve toplumun huzuru için mücadele eden personelimize saygımız sonsuz olmakla birlikte insan hakları ihlalinde bulunan, kötü muamele yapan, aşırı güç kullanımına giden personelle ilgili Foto-Film Merkezimize talimat verdim. Tüm yurtta, televizyon, internet, gazete, Twitter, Facebook ve benzeri sosyal medya yoluyla her tür görüntüler ve iddialar teker teker incelenecek. Her biri ihbar kabul edilecek ve doğruluğu araştırılacak” dedi.
Hiçbir illegal bağı olmayan amacı sadece protesto eyleminde tepkisini dile getirmek olan vatandaşımıza da görev başında kötü davrananlara hesabını soracaklarını söyleyen Güler, iyi niyetli vatandaşların arasına sızan kent yaşamını engelleyerek huzursuzluk yaratmak isteyenlere müsaade edilmeyeceğine dikkat çekti.
Gezi Parkı direnişinin birincil medya aracı olan Twitter’ın kullanımına da değinen Güler, “Twitter üzerinden, sosyal medya üzerinden, maalesef, o kadar kirletilmiş, o kadar yanlış ve tahrik edici çalışmalar yapılıyor ki. Bunların içerisinde, maalesef, haberleşme özgürlüğünü de kötüye kullananlar oldu ve bunların tahriklerine kapılan insanlar, masum insanlar da polisle karşı karşıya getirildi” diye konuştu.
Geniş kapsamlı bir soruşturma için iki mülkiye, iki de polis başmüfettişinin görevlendirildiğini ifade eden Muammer Güler, yazılı ve görsel medyanın yanı sıra Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşılan görüntülerin inceleneceğini, ortada bir suç varsa kanuni gereğinin yerine getirileceğinin altını çizdi.
Soruşturmayla ilgili Hürriyet‘e de açıklamalarda bulunan Güler, “Görevini layıkıyla yapan ve toplumun huzuru için mücadele eden personelimize saygımız sonsuz olmakla birlikte insan hakları ihlalinde bulunan, kötü muamele yapan, aşırı güç kullanımına giden personelle ilgili Foto-Film Merkezimize talimat verdim. Tüm yurtta, televizyon, internet, gazete, Twitter, Facebook ve benzeri sosyal medya yoluyla her tür görüntüler ve iddialar teker teker incelenecek. Her biri ihbar kabul edilecek ve doğruluğu araştırılacak” dedi.
Hiçbir illegal bağı olmayan amacı sadece protesto eyleminde tepkisini dile getirmek olan vatandaşımıza da görev başında kötü davrananlara hesabını soracaklarını söyleyen Güler, iyi niyetli vatandaşların arasına sızan kent yaşamını engelleyerek huzursuzluk yaratmak isteyenlere müsaade edilmeyeceğine dikkat çekti.
Gezi Parkı direnişinin birincil medya aracı olan Twitter’ın kullanımına da değinen Güler, “Twitter üzerinden, sosyal medya üzerinden, maalesef, o kadar kirletilmiş, o kadar yanlış ve tahrik edici çalışmalar yapılıyor ki. Bunların içerisinde, maalesef, haberleşme özgürlüğünü de kötüye kullananlar oldu ve bunların tahriklerine kapılan insanlar, masum insanlar da polisle karşı karşıya getirildi” diye konuştu.
Uluslararası Medyada Türkiye'yi karalama Yarışı! İstanbul’un 2020 Olimpiyat Adaylığını Sorgulanmaya Başladı
Reyhanlı’daki patlama haberini özet haberlerle geçiştiren Batı medyası, gezi parkı eylemlerinin ardından bir “Türk baharı” beklentisi içerisine girerek birçok şişirme ve çarpıtma habere imza attı.
Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri Wall Street olaylarından hiçbir farkı olmamasına rağmen Arap baharına benzetilerek “Türk baharı” olarak etiketlemeye çalışan dış basın, Taksim meydanı ve Kahire’deki Tahrir meydanı’nda yapılan gösterileri birbirine eş tuttu.
CNN iReport’da Erdoğan Göstericileri Asmakla Tehdit Etti Dezenformasyonu
Başbakan Erdoğan’ın darbeciler tarafından asılan Başbakan Adnan Menderes’e ilişkin yaptığı hatırlatma,CNN iReport sitesinde “Erdoğan, göstericileri asmakla tehdit ediyor” şeklinde bir dezenformasyona dönüştü.
Başbakan’ın sözkonusu açıklaması İngilizce altyazılarla video paylaşım sitesi YouTube’a konurken, Erdoğan’ın seküler Türkleri ölümle tehdit ettiği iddia edildi.
Birçok yabancı basın kuruluşu toplumun sınırlı bir kısmı tarafından desteklenen protesto gösterilerini Türk halkının tüm kesimlerine malederken, yayınlanan birçok haberde İstanbul’un 2020’deki olimpiyatlara ev sahipliği yapması ihtimali sorgulandı.
Provokasyon amacıyla sosyal medyada paylaşılarak Türk polisine atılan iftiralar ve yalan ölüm haberleri de gezi parkı protestolarına ilişkin olarak dünya genelinde geniş çaplı bir dezenformasyona neden oldu.
Sosyal Medyada Yalanlar
Batı medyasında ve sosyal medyada gerçekleştirilen Türkiye aleyhtarı yayınlar ve provokasyonlara, Katar merkezli El Cezire televizyonu'nun Balkanlar'a yönelik yayın yapan sitesinden cevap geldi. El Cezire Balkanlar, gezi parkı protestoları çerçevesinde sosyal medyada yayınlanan yalan fotoğraflara ilişkin bir haber yayınladı.
Sosyal medyada "Taksim protestolarına destek veren 40 bin kişi boğazı yürüyerek geçti" şeklinde yayılan bu fotoğrafın İstanbul'da geleneksel olarak her yıl tertiplenen Avrasya Maratonu'na ait olduğu belirlendi.
Polisi, elinde Türk bayrağı taşıyan bir çocuğu kovalarken gösteren fotoğrafın orijinali Belarus'ta çekilmiş.
Göstericilerin Ankara'da parlameto binasına yürüdüklerini iddia edilerek yayınlanan bu fotoğraf ise Strazburg'da Kürtler tarafından yapılan bir protesto gösterisine ait.
Sosyal medyada 22 yaşındaki Abdullah Cömert’in öldüğü Antakya’da çekildiği iddia edilen bu fotoğraf ise 2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın vazifeye başlama töreninde çekilmiş. (Turkishny.com)
Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri Wall Street olaylarından hiçbir farkı olmamasına rağmen Arap baharına benzetilerek “Türk baharı” olarak etiketlemeye çalışan dış basın, Taksim meydanı ve Kahire’deki Tahrir meydanı’nda yapılan gösterileri birbirine eş tuttu.
CNN iReport’da Erdoğan Göstericileri Asmakla Tehdit Etti Dezenformasyonu
Başbakan Erdoğan’ın darbeciler tarafından asılan Başbakan Adnan Menderes’e ilişkin yaptığı hatırlatma,CNN iReport sitesinde “Erdoğan, göstericileri asmakla tehdit ediyor” şeklinde bir dezenformasyona dönüştü.
Başbakan’ın sözkonusu açıklaması İngilizce altyazılarla video paylaşım sitesi YouTube’a konurken, Erdoğan’ın seküler Türkleri ölümle tehdit ettiği iddia edildi.
Birçok yabancı basın kuruluşu toplumun sınırlı bir kısmı tarafından desteklenen protesto gösterilerini Türk halkının tüm kesimlerine malederken, yayınlanan birçok haberde İstanbul’un 2020’deki olimpiyatlara ev sahipliği yapması ihtimali sorgulandı.
Provokasyon amacıyla sosyal medyada paylaşılarak Türk polisine atılan iftiralar ve yalan ölüm haberleri de gezi parkı protestolarına ilişkin olarak dünya genelinde geniş çaplı bir dezenformasyona neden oldu.
Sosyal Medyada Yalanlar
Batı medyasında ve sosyal medyada gerçekleştirilen Türkiye aleyhtarı yayınlar ve provokasyonlara, Katar merkezli El Cezire televizyonu'nun Balkanlar'a yönelik yayın yapan sitesinden cevap geldi. El Cezire Balkanlar, gezi parkı protestoları çerçevesinde sosyal medyada yayınlanan yalan fotoğraflara ilişkin bir haber yayınladı.
Sosyal medyada "Taksim protestolarına destek veren 40 bin kişi boğazı yürüyerek geçti" şeklinde yayılan bu fotoğrafın İstanbul'da geleneksel olarak her yıl tertiplenen Avrasya Maratonu'na ait olduğu belirlendi.
Polisi, elinde Türk bayrağı taşıyan bir çocuğu kovalarken gösteren fotoğrafın orijinali Belarus'ta çekilmiş.
Göstericilerin Ankara'da parlameto binasına yürüdüklerini iddia edilerek yayınlanan bu fotoğraf ise Strazburg'da Kürtler tarafından yapılan bir protesto gösterisine ait.
Sosyal medyada 22 yaşındaki Abdullah Cömert’in öldüğü Antakya’da çekildiği iddia edilen bu fotoğraf ise 2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın vazifeye başlama töreninde çekilmiş. (Turkishny.com)
Türk Polisi, Amerikan Polisine Göre Nerede Duruyor?
Türkiye’de yaşanan son gelişmelerde polis, orantısız güç kullanmak ve protesto gösterilerine müdahalede aşırıya kaçmakla suçlandı.
Vatandaşların emniyetini tahsis etmek ve protestocuların kamu malına zarar vermesini engellemekle yükümlü polis güçleri ve göstericilerin karşı karşıya gelmesi, karşılıklı şiddeti körükleyebiliyor.
Gezi Parkı'nda polis ve göstericiler arasındaki çatışmalar gelinen noktayı yeniden gözler önüne serdi. Yine demokrasi konusundaki eksikler gündeme getirildi. Demokrasinin beşiği olan Batılı ülkelere referanslar verilerek göndermeler yapıldı.
Peki, Gezi Parkı protestoları çerçevesinde taş, sopa, havai fişek ve molotoflarla polis araçları, ambulanslar ve toplu taşıma araçlarına zarar veren protestoculara, “gelişmiş ve demokratik” ülkelerin polisleri nasıl bir yaklaşım sergilerdi?
Bazı Ülkelerden Polisin Uygulamalarına İlişkin Örnekler:
Tarih 26 Eylül 2012. İspanya'nın Başkenti Madrid'de binlerce protestocu, İspanya Meclisi önünde kemer sıkma politikalarını ve seçilmiş liderlere güven kaybını protesto ediyordu. Başbakan Mariano Rajoy'un daha fazla kemer sıkma kararı öncesi "Kongreyi işgal et" eylemi başlamıştı. Polis göstericilere müdahele etti. Polisin müdahalesi son derece sertti. Coplar ve plastik mermilerle göstericiler dağıtılmak istendi. En az 60 kişi yaralandı 35 kişi tutuklandı.
Tarih 20 Ekim 2011... Tarihi darboğazdaki Yunanistan ikinci kemer sıkma politikasının hazırlığını yapıyordu. Konu meclise geldi. 154 vekil evet, 141 vekil hayır oyu verdi. Pakette ücret kesintilerinin yanı sıra emekli aylıklarının da sınırlanması söz konusuydu. Ülkede genel grev kararı alındı. 100 bin insan başkent Atina'daki protestolara katıldı.
Çevik kuvvet polisi kanserojen göz yaşartıcı gaz kutuları ve sersemletici bomba ile protestoculara müdahale edince protestocular da taşlarla yanıt verdi ve gösteriler hızla şiddete dönüştü.
Tarih 16 Eylül 2011... İtalya'nın başkenti Roma'da kapatalizmi, kemer sıkma politikalarını protesto eden ve Wall Street eylemlerine destek veren İtalyan protestocuların da öfkesi polisin müdahalesi ile zirveye çıktı. Onlarca kişi yaralandı. Protestocular arabaları ateşe verdi, polise şişe fırlattı, alışveriş merkezlerinin ve bankaların camlarını kırdı. İsyan olayları karşısında polisin müdahalesi yine çok sert oldu. İtalyan polisi Roma'da göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla göstericileri dağıtmaya çalıştı. Onlarca yaralının yanı sıra yüzlerce gözaltı da gerçekleşti.
Gezi parkı eylemleri süresinde 4-5 kez açıklama ihtiyacı hisseden ve itidalli olma çağrısı yapan ABD ise wall street eylemlerini çoktan unutmuşa benziyor.
Zuccotti Parkında, ahlaksız kapitalizm anlayışını ve aşırı kar hırsını protesto etmek isteyen göstericiler Wall Street'i işgal et eylemi başlatınca, demokrasi havarisi kesilen ABD'nin polislerinin gösterdiği şiddet dünyayı bile hayret içerisinde bıraktı. Yüzlerce gözaltı ve yaralanma oldu. Sadece 17 Eylül 2012 yılında 185 kişi gözaltına alındı.
Davutoğlu’ndan Kerry’ye Occupy Wall Street Hatırlatması
Taksim'deki olayların ardından ABD'li yetkililer tarafından arka arkaya yapılan açıklamalar üzerine ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'i telefonla arayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, pek çok demokratik ülkede benzer eylemlerle karşılaşıldığına işaret ederek, son dönemde ABD'de yaşanan "Occupy Wall Street" olaylarında çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Amerikan Polisi Otobüs Yakmaya İzin Verir mi?
Amerikan polisi, birçok olayda şahit olunduğu üzere amaçları ne olursa olsun protestocuların belediye otobüsü, ambulans ya da polis otosunun yakılmasına kadar aşırıya kaçmalarına müsaade etmiyor. Benzer girişimlere şiddetle cevap veren polis, göstericileri aralarında bulunan siyasetçiler ve ünlü isimlerle birlikte toplu şekilde gözaltına alıyor.
Türkiye Önemli Yol Katetti
İster gelişmiş ister az gelişmiş ülkelerde olsun toplumsal gösteriler kontrolden çıkmaya fazla müsait olduğu için beklenmedik sonuçlar verebiliyor.
Türkiye bu konuda bir hayli yol kat etti. Gerek polislerin eğitimi gerekse toplumsal olaylarda kullanılan müdahale araçları gelişti. Toplumsal olaylarda ve müdahale sürecinde zaman zaman sertlikler yaşansa da ne ABD, ne İngilitere ne İspanya ne de Almanya bu konuda Türkiye'ye örnek gösterebilecek durumda değil.
(Turkishny.com, Haber7.com)
Vatandaşların emniyetini tahsis etmek ve protestocuların kamu malına zarar vermesini engellemekle yükümlü polis güçleri ve göstericilerin karşı karşıya gelmesi, karşılıklı şiddeti körükleyebiliyor.
Gezi Parkı'nda polis ve göstericiler arasındaki çatışmalar gelinen noktayı yeniden gözler önüne serdi. Yine demokrasi konusundaki eksikler gündeme getirildi. Demokrasinin beşiği olan Batılı ülkelere referanslar verilerek göndermeler yapıldı.
Peki, Gezi Parkı protestoları çerçevesinde taş, sopa, havai fişek ve molotoflarla polis araçları, ambulanslar ve toplu taşıma araçlarına zarar veren protestoculara, “gelişmiş ve demokratik” ülkelerin polisleri nasıl bir yaklaşım sergilerdi?
Bazı Ülkelerden Polisin Uygulamalarına İlişkin Örnekler:
Tarih 26 Eylül 2012. İspanya'nın Başkenti Madrid'de binlerce protestocu, İspanya Meclisi önünde kemer sıkma politikalarını ve seçilmiş liderlere güven kaybını protesto ediyordu. Başbakan Mariano Rajoy'un daha fazla kemer sıkma kararı öncesi "Kongreyi işgal et" eylemi başlamıştı. Polis göstericilere müdahele etti. Polisin müdahalesi son derece sertti. Coplar ve plastik mermilerle göstericiler dağıtılmak istendi. En az 60 kişi yaralandı 35 kişi tutuklandı.
Tarih 20 Ekim 2011... Tarihi darboğazdaki Yunanistan ikinci kemer sıkma politikasının hazırlığını yapıyordu. Konu meclise geldi. 154 vekil evet, 141 vekil hayır oyu verdi. Pakette ücret kesintilerinin yanı sıra emekli aylıklarının da sınırlanması söz konusuydu. Ülkede genel grev kararı alındı. 100 bin insan başkent Atina'daki protestolara katıldı.
Çevik kuvvet polisi kanserojen göz yaşartıcı gaz kutuları ve sersemletici bomba ile protestoculara müdahale edince protestocular da taşlarla yanıt verdi ve gösteriler hızla şiddete dönüştü.
Tarih 16 Eylül 2011... İtalya'nın başkenti Roma'da kapatalizmi, kemer sıkma politikalarını protesto eden ve Wall Street eylemlerine destek veren İtalyan protestocuların da öfkesi polisin müdahalesi ile zirveye çıktı. Onlarca kişi yaralandı. Protestocular arabaları ateşe verdi, polise şişe fırlattı, alışveriş merkezlerinin ve bankaların camlarını kırdı. İsyan olayları karşısında polisin müdahalesi yine çok sert oldu. İtalyan polisi Roma'da göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla göstericileri dağıtmaya çalıştı. Onlarca yaralının yanı sıra yüzlerce gözaltı da gerçekleşti.
Gezi parkı eylemleri süresinde 4-5 kez açıklama ihtiyacı hisseden ve itidalli olma çağrısı yapan ABD ise wall street eylemlerini çoktan unutmuşa benziyor.
Zuccotti Parkında, ahlaksız kapitalizm anlayışını ve aşırı kar hırsını protesto etmek isteyen göstericiler Wall Street'i işgal et eylemi başlatınca, demokrasi havarisi kesilen ABD'nin polislerinin gösterdiği şiddet dünyayı bile hayret içerisinde bıraktı. Yüzlerce gözaltı ve yaralanma oldu. Sadece 17 Eylül 2012 yılında 185 kişi gözaltına alındı.
Davutoğlu’ndan Kerry’ye Occupy Wall Street Hatırlatması
Taksim'deki olayların ardından ABD'li yetkililer tarafından arka arkaya yapılan açıklamalar üzerine ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'i telefonla arayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, pek çok demokratik ülkede benzer eylemlerle karşılaşıldığına işaret ederek, son dönemde ABD'de yaşanan "Occupy Wall Street" olaylarında çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Amerikan Polisi Otobüs Yakmaya İzin Verir mi?
Amerikan polisi, birçok olayda şahit olunduğu üzere amaçları ne olursa olsun protestocuların belediye otobüsü, ambulans ya da polis otosunun yakılmasına kadar aşırıya kaçmalarına müsaade etmiyor. Benzer girişimlere şiddetle cevap veren polis, göstericileri aralarında bulunan siyasetçiler ve ünlü isimlerle birlikte toplu şekilde gözaltına alıyor.
Türkiye Önemli Yol Katetti
İster gelişmiş ister az gelişmiş ülkelerde olsun toplumsal gösteriler kontrolden çıkmaya fazla müsait olduğu için beklenmedik sonuçlar verebiliyor.
Türkiye bu konuda bir hayli yol kat etti. Gerek polislerin eğitimi gerekse toplumsal olaylarda kullanılan müdahale araçları gelişti. Toplumsal olaylarda ve müdahale sürecinde zaman zaman sertlikler yaşansa da ne ABD, ne İngilitere ne İspanya ne de Almanya bu konuda Türkiye'ye örnek gösterebilecek durumda değil.
(Turkishny.com, Haber7.com)
Milyonlarca Amerikalının Telefon Kayıtları Gizlice Toplandı
İngiliz gazetesi The Guardian’da çıkan bir haberde Obama yönetiminin, çok gizli bir mahkeme emri altında, ABD’nin en büyük telekomünikasyon şirketlerinden U.S. Verizon’un milyonlarca müşterisinin telefon kayıtlarını gizlice topladığı belirtildi.
ABC News’un haberine göre Çarşamba günü The Guardian’ın internet sitesinde yayınlanan gizli emrin bir kopyasında, Verizon’dan, sistemleri üzerinden yapılan tüm aramalara ilişkin Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na (National Security Agency - NSA) günlük bazda bilgi vermesinin talep edildiği ortaya kondu.
Söz konusu emir, ABD’deki şüphelenilen teröristlerin ve yabancı ülke vatandaşlarının belirlenmesine yardımcı olabilecek özel bilgilere ilişkin gizli hükümet taleplerine bakan Dış İstihbarat İzleme Mahkemesi (Foreign Intelligence Surveillance Court) tarafından 25 Nisan tarihinde verildi. Emrin süresi 19 Temmuz tarihinde sona eriyor.
Belgenin doğruluğu, ABC News tarafından bağımsız olarak teyit edilemiyor. Öte yandan NSA ve Verizon da yorum taleplerine cevap vermediler.
Ayrıca kıdemli bir Obama yönetimi yetkilisi de Guardian tarafından yayınlanan emrin orijinalliğini doğrulamayı kabul etmedi fakat bu tür verilerin toplanmasını, ABD’nin korunması adına önemli bir araç olarak savundu.
Emre bağlı olarak, hükümet, Verizon üzerinden yapılan aramalardaki her iki tarafın da telefon numaralarını, aramanın süresini, yer bilgisini ve aramanın yapıldığı gün bilgisini aldı. Emir, hükümetin aramaları dinlemesine ya da aramaların içeriğine dair detay almasına ise izin vermiyor.
Obama yönetimi yetkilisi, Guardian’da tarif edilen türdeki bilginin, ABD’ye yönelik terörist tehditlerinden ülkenin korunmasına ilişkin önemli bir araç olduğunu söyledi.
Yetkili ayrıca bu tür bilgilerin, terörle mücadele ekiplerinin, bilinen ya da şüphelenilen teröristlerin terör eylemleriyle ilişkileri olabilecek diğer kişilerle irtibatta olup olmadıklarına ilişkin bilgi sahibi olmalarına olanak sağladığını belirtti.
Guardian’da çıkan haber sonrasında liberal aktivistler tepkilerini dile getirdiler. ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore, kapsamlı izlemenin çok çirkin olduğunu belirtti.
Amerikan İnsan Hakları Birliği (American Civil Liberties Union) uygulamayı “endişe verici” olarak nitelendirdi.
Ayrıca İlerici Değişim Kampanyası Komitesi (Progressive Change Campaign Committee) isimli grup, Obama yönetimine ilişkin acil bir kongresel tahkikat talep eden bir “olağanüstü hal dilekçesi” başlattı.(TurkishNY.com)
ABC News’un haberine göre Çarşamba günü The Guardian’ın internet sitesinde yayınlanan gizli emrin bir kopyasında, Verizon’dan, sistemleri üzerinden yapılan tüm aramalara ilişkin Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na (National Security Agency - NSA) günlük bazda bilgi vermesinin talep edildiği ortaya kondu.
Söz konusu emir, ABD’deki şüphelenilen teröristlerin ve yabancı ülke vatandaşlarının belirlenmesine yardımcı olabilecek özel bilgilere ilişkin gizli hükümet taleplerine bakan Dış İstihbarat İzleme Mahkemesi (Foreign Intelligence Surveillance Court) tarafından 25 Nisan tarihinde verildi. Emrin süresi 19 Temmuz tarihinde sona eriyor.
Belgenin doğruluğu, ABC News tarafından bağımsız olarak teyit edilemiyor. Öte yandan NSA ve Verizon da yorum taleplerine cevap vermediler.
Ayrıca kıdemli bir Obama yönetimi yetkilisi de Guardian tarafından yayınlanan emrin orijinalliğini doğrulamayı kabul etmedi fakat bu tür verilerin toplanmasını, ABD’nin korunması adına önemli bir araç olarak savundu.
Emre bağlı olarak, hükümet, Verizon üzerinden yapılan aramalardaki her iki tarafın da telefon numaralarını, aramanın süresini, yer bilgisini ve aramanın yapıldığı gün bilgisini aldı. Emir, hükümetin aramaları dinlemesine ya da aramaların içeriğine dair detay almasına ise izin vermiyor.
Obama yönetimi yetkilisi, Guardian’da tarif edilen türdeki bilginin, ABD’ye yönelik terörist tehditlerinden ülkenin korunmasına ilişkin önemli bir araç olduğunu söyledi.
Yetkili ayrıca bu tür bilgilerin, terörle mücadele ekiplerinin, bilinen ya da şüphelenilen teröristlerin terör eylemleriyle ilişkileri olabilecek diğer kişilerle irtibatta olup olmadıklarına ilişkin bilgi sahibi olmalarına olanak sağladığını belirtti.
Guardian’da çıkan haber sonrasında liberal aktivistler tepkilerini dile getirdiler. ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore, kapsamlı izlemenin çok çirkin olduğunu belirtti.
Amerikan İnsan Hakları Birliği (American Civil Liberties Union) uygulamayı “endişe verici” olarak nitelendirdi.
Ayrıca İlerici Değişim Kampanyası Komitesi (Progressive Change Campaign Committee) isimli grup, Obama yönetimine ilişkin acil bir kongresel tahkikat talep eden bir “olağanüstü hal dilekçesi” başlattı.(TurkishNY.com)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















