Ortadoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ortadoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2013

Müslümanların 'helal' biraya ilgisi artıyor

Economist dergisi bugün yayınladığı bir makalede özellikle Orta Doğu'da alkolsüz biraya artan ilgiye dikkat çekiyor.


Geçen sene 2,2 milyar litre alkolsüz biranın tüketildiğini yazan makale, bu rakamın beş yıl öncesine oranla %80'lik bir artışa işaret ettiğini de ekliyor.

Economist'in makalesi şöyle: "2012 yılında İranlılar 2007 yılına oranla 4 kat daha fazla alkolsüz bira tüketti.
Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde de tüketicilerin alkolsüz biraya yönelik damak zevki artışta (ama bölgede alkollü bira hâlâ daha fazla satıyor).

İranlı firma Behnuş'un ürettiği Delster, 1979 İslam devriminin ardından alkolsüz üretilmeye başlandı.
Gazze'de Hamas'ın 2005 yılında seçilmesinin ardından Filistinli bira firması Taybeh, rengi yeşil olan 'helal' bira üretmeye başladı.

Dubai'den Euromonitor araştırma firması için çalışan Maii Abdul-Rahmen, satışların artmasını tüketicilerin değişen arzularına bağlıyor.

Lübnanlı alkolsüz bira üreticisi Laziza'nın marka yöneticisi Guilda Saber de alkolsüz olsa bile bira içmenin, Coca-Cola veya meyve suyu içmenin sunamadığı bir küresel yaşam tarzı isteğiyle bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

Ama alkolsüz bira üreticilerinin miktarı arttıkça firmalar da farklı Pazar arayışında.

Örneğin Moussy reklamlarında modaya uyan bir grup erkek ve kadını plajda içki içerken gösteriyor. Birell ise daha erkeksi bir görüntü tercih etmiş: alkolsüz biranın reklamında futbol maçı izleyen bir grup erkek, yanlarından geçen bir kadının arkasından bakıyor (anlaşılan kadınların süzülmesi alkol içmekten daha az günah).

Bazı bira üreticileri, bölgede artan dinsel duyguların talebi arttıracağından ümitli.

Örneğin normalde alkollü bira üreten Türk Efes, 2011 yılında Efes Zero'yu satışa sundu. Diğer firmalarsa tüketicilerin inançlarını daha da belirginleştirmek istemeleri durumunda Batı'dan gelen her şeye sırt döneceklerinden endişeli."

Economist, makalenin sonunda Suudi ve Mısırlı din adamlarının Müslümanların alkolsüz bira içmesinin caiz olduğunu söyleyen fetvalar yayınladığını yazıyor.(bbcturkce)

16 Temmuz 2013

Türkiye Ortadoğu için model mi?

Türkiye'nin Ortadoğu'ya model olup olamayacağı Arap Baharı ile birlikte gündeme gelen konulardan biri olmuştu. Uzmanlar, son gelişmeler ışığında Türkiye’nin bölgedeki rolünü DW Türkçe’ye değerlendirdi.


Türkiye'de Gezi eylemlerinin hemen ardından Mısır'da meydana gelen protestolar ve yönetim değişikliği konuyla ilgili paralellikleri yeniden gündeme getirdi. Özellikle son yıllarda Türkiye'nin, Ortadoğu'da “demokrasi ile İslam'ı harmanlayan bir ülke olarak model olup olmayacağı tartışması dikkat çekmişti. Uzmanlar yeniden masaya yatırılan model Türkiye tartışmasını, farklı perspektiflerden DW Türkçe'ye değerlendirdi.

'Her ülke kendi değişim dinamiğini kendi üretiyor'

Humboldt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökçe Yurdakul, Türkiye'nin Ortadoğu ülkelerine model olup olamayacağı konusundaki tartışmanın sosyolojik açıdan yanlışlar barındırdığını belirterek, Türkiye ile diğer Ortadoğu ülkelerinin demokratik gelişiminin kıyaslanamayacağını kaydediyor. Yurdakul, protestolar bağlamında son dönemlerde sıkça gündeme getirilen Türkiye-Mısır karşılaştırmasına da atıfta bulunuyor. Türkiye’de ideolojik çatışmalardan çok demokratik arayışların protestolara damgasını vurduğunu ve Mısır’dakinin aksine çoğunluğu oluşturan muhafazakâr kitlenin görmezden gelinmediğini belirten Yurdakul, şöyle konuşuyor: “Türkiye, laik ve İslamcı olarak ikiye ayrılmıştı. Şimdi hem İslam çevresinden gelenlerin hem de laiklerin beraber çalıştıklarını görebiliyoruz. Özellikle de AKP’nin bazı politikalarına karşı; tıpkı neoliberal ekonomi, şehircilikte yapılan değişiklikler ya da insanların hayat stillerine karşı çıkılması gibi. O yüzden böylesi yeni bir oluşumun, böylesi bir rezistansın olmasını çok farklı ve olumlu buluyorum.”

London School of Economics'ten Prof. Dr. Esra Özyürek de Türkiye'deki yeni hareketin, Kemalizm ve devletçiliği CHP’nin tekelinden, İslam’ı da AKP’nin tekelinden çıkardığını söylüyor. Özyürek, ayrıca her ülkenin farklı bir gelişimi ve dengeleri olduğunu kaydederek, model iddiasıyla İslam ülkelerinin hamiliğine soyunmanın doğru bir siyasi yaklaşım olmadığını şu sözlerle savunuyor: “Bu model anlayışını bir tek Türkiye’dekiler düşünüyor. Bazen de belki Amerika’daki ya da Avrupa’daki siyasetçiler düşünüyor. Ama her ülkenin kendi dinamikleri var ve bence kimse kimseye model olmuyor.”

Humboldt Üniversitesi’nden siyaset bilimi uzmanı Dr. Gökhan Tuncer ise Türkiye'nin bölgesinde İslam anlayışı konusunda bir örnek teşkil ettiğini iddia ediyor: “Ilımlı İslam konusunda Türkiye gerçekten önemli bir örnek. Ilımlı İslam denince aslolan Özal’dan beri gelen bireyci bir İslami siyaset versiyonu. Bu İslami siyaset, kişi üzerinden işliyor. Bireyin özgürleşmesi ve ekonomik başarısı toplanınca, bütün bu bireylerle İslam açısından da olumlu bir resim ortaya çıkıyor.”

Siyasi dönüşümün adresi

Uzmanlar ayrıca, Türkiye’deki yeni muhalif hareketin ideolojik değil uzlaşmaya ve hedefe odaklı, daha esnek bir stratejik hareket olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle uzmanların beklentisi, olası bir siyasi değişimin gücünü hâlihazırda AKP'nin politikalarını destekleyen çevrelerden alması yönünde. Esra Özyürek, Türkiye’de çoğunluğu oluşturan muhafazakâr kesimin AKP’ye alternatif bir İslami oluşuma ihtiyaç duyduğuna şu sözlerle işaret ediyor: “Türkiye'nin demokratikleşmesi için başka siyasi oluşumlar çıkarsa ve AKP tek çözüm değil, İslam daha farklı, daha demokratik şekillerde yaşanabilir denilebilirse ya da ‘zenginle fakirin ayrıştığı bir şekilde yaşamak zorunda değiliz İslam’ı' diyen bir yere gelinirse, dönüşüm belki buradan olabilir diye düşünüyorum.”

Kadınlarla ilgili çalışmalarıyla tanınan Gökçe Yurdakul ise Türkiye'deki siyaseti, kadın hareketinin şekillendireceğine inandığın dile getiriyor: ”‘Kendi araştırmalarıma dayanarak, AKP içinde partinin politikalarına başkaldıran kadınların olduğunu biliyorum. Bunlardan biri Fatma Ünsal; kendisi milletvekili olmak istemişti ancak Antalya'da 13. sıradan aday gösterildiği için seçilemedi. AKP'deki erkek politikacılar şimdiye kadar buna olanak sağlamadı. İnşallah böyle bir lokomotif oluşumun ben AKP içindeki kadınlardan gelmesini istiyorum ve geldiğini de biliyorum.”

Gökhan Tuncer de Türkiye’de İslami anlayışın savunduğu bireyciliğin farklı bir türünün Gezi protestolarında da görüldüğünü, bunun da iktidardaki muhafazakârları değişime zorlayacağını iddia ediyor. Tuncer, protestolarla oluşan yeni direncin, muhafazakârları Avrupa'daki Hıristiyan Demokratlara doğru dönüştürebileceğini savunuyor.(Deutsche Welle Türkçe)

21 Nisan 2013

ABD Erdoğan'dan Gazze Gezisini Ertelemesini İstedi


ABD Dışişleri Bakanı John Kerry,  Washington’un Türkiye-İsrail ilişkileri ve Orta Doğu barış görüşmelerini canlandırma  çabalarına zarar vermemesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan Gazze ziyaretini ertelemesini istediğini açıkladı.


Kerry, İstanbul’da düzenlediğini basın toplantısında Başbakan Erdoğan’a Gazze’yi ziyareti  ertelemesinin iyi olacağı, bugünlerde böyle bir ziyaretin gerçekleşmemesi gerektiği görüşünü ilettiklerini söyledi.
Kerry, Başbakan Erdoğan’ın kendisini son derece nazik dilediğini , konuya büyük duyarlık ve anlayış gösterdiğini, gerekirse Washington’a geldiğinde konuyu yeniden ele alabileceklerini belirtti.

Başbakan Erdoğan 16 Mayıs’ta Washington’da Başkan Barack Obama ile görüşecek.
Bu arada üç yıldan beri ilk kez bir İsrail heyeti bu hafta Türkiye’yi ziyaret edecek. Dışişleri Bakanı Kerry bu ziyaretle ilgili olarak Türkiye-İsrail ilişkilerinin yeniden kurulmasının önemini Türk yetkililerle görüştüğünü, bunun mümkün olduğu çabuk  gerçekleştirilmesinin Ankara ve Washington’un ortak stratejik ihtiyaçları ve  çıkarlarına uygun düştüğünü söyledi.

Kerry Türkiye ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin tam olarak  kurulması yolunda adımlar atılırken  Gazze’de  bölgeye mal sevkederek yaşam koşullarının düzelmesini istediğini de belirtti.(amerikanınsesi.com)

23 Mart 2013

İsrail'in özrü Ortadoğu’yu nasıl etkileyecek?

ABD’de yaşayan uzman isimler, sürecin getirilerini TRT Haber’e değerlendirdi.

İsrail’in özrü dünyada olumlu yankı buldu. Amerikalı ve Avrupalı yetkililer karardan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Konunun uzmanı isimler sürecin getirilerini ve öne çıkan başlıkları TRT Haber’e değerlendirdi. Uzmanlar, “Bölge için önemli bir gelişme ancak bu daha ilk adım” yorumunu yapıyor.


Türkiye ile İsrail arasında diplomatik ilişkiler Mavi Marmara saldırısı ile kesintiye uğramıştı. 3. yılına yaklaşan diplomatik kriz, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı telefon ile arayıp özür dilemesi ile sona erdi.

“TÜRKİYE’NİN BÖLGEDEKİ ARABULUCULUK ROLÜ CANLANACAK”


TRT Haber, gelişmeyi Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan, konunun uzmanları ile değerlendirdi.

Türkiye’nin Ortadoğu’da oynadığı kritik role vurgu yapan akademisyenler, arabuluculuk görevinin tekrar kazanılmasının önemine işaret etti.


TÜSİAD Danışmanı ve Brooking Enstitüsü Türkiye Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kemal Kirişçi, bu konuda, “Obama’nın en büyük sıkıntısından biri İsrail ile olan ilişkilerde, İsrail-Filistin barış sürecini canlandırabilmek, yerleşim sürecini durdurmak, hiç olmazsa yavaşlatabilmek. Bu barış süreci açısından Türkiye’nin eskiden oynayabildiği bir rol vardı. Belki bu özür o rolün kazanılmasına imkan sağlayabilir” dedi.

“BÖLGEDEKİ İSTİKRARA KATKISI OLACAK”


Uzmanlar iki ülke arasında başlayan normalleşme sürecinin, bölgenin istikrarına katkısının olacağını söyledi.


Emekli İsrail Diplomat Dan Arbell, “Özür adımı ile birlikte Türkiye ve İsrail konuşmaya başlayacak. Bölgede değişen dinamikleri, Suriye’de yaşanan şiddeti tartışacak . Bu, bölgenin daha fazla istikrar kazanmasına, ülkelerin diyalog kurarak birbirini daha iyi anlamasına katkı sağlayacak” diye konuştu.

“BU ORTADOĞU’YA ÇOK ÖNEMLİ BİR MESAJ GÖNDERİYOR”


Diyarbakır’daki Nevruz kutlamasındaki mesaja dikkat çeken Prof. Dr. Kemal Kirişçi ise “Şu anda Ortadoğu coğrafyasına baktığımız zaman muazzam çatışmalar var. Perşembe günü Türkiye’deki açıklama ve bunun ardından Netanyahu’nun özür dilemesi Ortadoğu’ya çok önemli bir mesaj gönderiyor. Oda çatışmaların sorunların müzakere ile siyasetle çözümlenme mesajını gönderecektir” şeklinde konuştu.

“ÖZÜR YENİ SÜRECİN İLK ADIMI”


Ancak bölgeyi iyi tanıyan isimler sürecin zorluklarına dikkat çekiyor.


“Normalleşme” sürecinin kaydedeceği mesafe ile ilgili konuşan Emekli İsrail Diplomat Dan Arbell, “İsrail’in özür dilemesi ve bunu Türkiye’nin kabul etmesi oldukça önemli bir adım. Ancak normalleşme süreci uzun bir süreçtir, özür bunun ilk aşaması. Sürecin başarılı olması iki ülke arasında atılacak adımlara ve arabulucu olarak görev yapan Amerika Birleşik Devletleri’nin sağlayacağı desteğe bağlı” dedi.

trthaber.com