saldırı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saldırı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2013

Boston saldırısını kim yaptı? İşte Amerikan medyasında en çok konuşulan 4 teori



Boston Maratonu’nda en az 3 kişinin ölümüne ve 100’den fazla kişinin yaralanmasına yol açan bombalı saldırıyı kimin gerçekleştirdiği konusunda henüz hiçbir resmi bilgi yok. ABD Başkanı, Amerikalılardan saldırının arkasında kimin olduğuyla ilgili özellikle erkenden spekülasyon yapmamalarını istedi: ‘’Kim niye yaptı bilmiyoruz. Kimse, gerçekler ortaya çıkmadan bir sonuca varmamalı’’

Ancak elbette kamuoyu Başkan Obama’yı dinlemedi ve her ülkede olduğu gibi ‘saldırıyı kimin gerçekleştirdiği’ hakkındaki olasılıkları açıktan tartışıyor. İşte Amerikan medyasında üzerinde en çok durulan 4 teori:

İslamcı terörist gruplar

ABD topraklarından gerçekleşen en kötü saldırının arkasında olduğu için adeta olağan şüpheli olarak herkesin aklına ilk gelen olasılık. Sağcı New York Post gazetesi, 12 kişinin öldüğü iddiasından hemen sonra bir Suudi Arabistanlı şüphelinin yakalandığı ve sorgulandığı yalanıyla bu zannı daha da güçlendirdi. Boston polisi, anında bu iddiayı yalanladı ancak bu yalanlama NY Post’un haberi kadar yayılmadı. Boston’da yayın yapan WABC kanalının da polisin yabancı aksanla konuşan siyah çantalı esmer bir şüpheliyi aradığı haberiyle bu teoriye güçlendirme yaptı. Daily Beast yazarı Christopher Dickey de, bir üst düzey yetkilinin eylemin, El Kaide tarafından olmasa bile ondan etkilenen bir grubun işine benzediği yorumunu yazısına taşıdı. Bombanın yapacağı tahribatı artırmak için şarapnel kullanılması gibi bombaya ait detaylar da El Kaide’yi hatırlatıyor, bu isimsiz yetkiliye göre. Ancak Daily Beast’ten Michael Tomasky’e göre ise bu saldırı, El Kaide’nin denebilecek kadar büyük çaplı bir bomba değil: ‘’Bombalama tarihçelerinden bildiğimiz kadarıyla her zaman büyük çaplı bombalama peşindeler’’

ABD’nin ırkçı beyaz milisleri

1995 yılında Oklahoma Federal Binasına bombalı saldırıdan ve 1996 yılında Atlanta Olimpiyatları sırasında patlayan bombadan sonra da önce İslamcı terör grupları gündeme gelmiş ama her iki saldırıyı da ABD’deki federal devlet karşıtı aşırı sağcı ırkçı beyaz milis grupların işlediği ortaya çıkmıştı. Boston Maratonu saldırısında bu konudaki en güçlü ipucu, saldırının işlendiği günün, Massachusetts eyaletinin Patriot Day (Vatansever Günü)’ bayramı olması. ABD’nin kurtuluş mücadelesinde ilk silahların patlayışının kutlamak için her yıl bugün de Boston’da da eyaletin geri kalanında olduğu gibi resmi tatil.  Saldırının, Oklahoma saldırısının (19 Nisan 1995) yıldönümü ile aynı hafta olması da dikkat çekici. Ayrıca Boston Maratonu bu yıl ABD’nin geleneksel ‘Vergi Günü’ne (Tax Day)’ denk geldi.

ABD Derin Devleti

‘False flag’ şüphelileri daha patlamanın ilk saatlerinde hemen derin devleti işaret etmekte gecikmediler. Komplo teorilerine merakıyla bilinen sağcı radyocu Alex Jones, saldırıdan birkaç saat sonraki Twit’in de:  ”Our hearts go out to those that are hurt or killed #Boston marathon – but this thing stinks to high heaven #falseflag.” diye yazdı.  Dahası, Alex Jones’un InfoWars sitesinin muhabiri ve yorumcusu Dan Bidondi, Massachusetts Valisi Deval Patrick’e canlı yayında şu soruyu sorabildi:

‘’Bomba patlamadan hemen önce neden anonslarda insanlara sakin olun çağrısı yapılıyor. Yoksa bu da, devletin iç güvenliği artırma iddiasıyla özgürlüklerimizi gaspetmek ve sokaklarda elini cebimize sokabilmek için yeni bir false flag eylemi mi?’’
Massachusetts valisi, bu çılgın soruya sadece ‘hayır’ demekle yetindi. Ancak, komplo teorileri Twitter’da gerçeklerden çok daha hızlı yayılıyor. Olay anını çok sayıda kameranın çekmesi ise komplo teorilerine uygun algılar oluşturmak için müsait olanaklar sunuyor. Örneğin, patlamadan hemen önce ‘sakin olun’ şeklinde anonsun hiç yapılmadığı gerçeğine rağmen, Bidondi’nin sorusu hala Twitter’de yayılabiliyor.

Yalnız bir piskopat

ABD’de olmayacak birşey değil. Böyle bir saldırıyı yapabilecek yalnız piskopatlar da olabilir. Daily Beast yazarı Tomasky, bu ihtimalin de yabana atılmaması gerektiğini yazıyor: Boston Maratonuna yapılan bombalı saldırının, birinin beynindeki rahatsızlığın doğurduğu bir intikam duygusunun sonucu olması gibi basit bir sebebi olma ihtimali de hiç az değil’’

amerikabülteni.com

30 Mart 2013

Tatlıses'e Saldırı Davasında Karar!..

Sanatçı İbrahim Tatlıses'e yönelik silahlı saldırıya ilişkin 7'si tutuklu 12 sanığın yargılandığı davada, tutuklu sanık Abdullah Uçmak 35 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Türkücü İbrahim Tatlıses ile asistanı Buket Çakıcı, 14 Mart 2011’de Maslak’ta uğradıkları silahlı saldırıda vurularak ağır yaralanmıştı.

23 Mart 2013

İsrail özrünün şifreleri!

İsrail ve Türkiye başbakanlarının birkaç saat arayla yayımladıkları mesajlarda kullandıkları ifadeler, İsrail hükümetinin Mavi Marmara olayından yaklaşık üç yıl sonra neden özür dilediğini de açıklar nitelikte.


ABD Başkanı Barack Obama’nın İsrail ziyaretinin son gününde gelen özür açıklaması, her iki ülkenin giderek istikrarsızlaşan Ortadoğu bölgesinde pozisyonlarını güçlendirmelerine yol açacak bir gelişme olarak görülüyor.

İsrail açısından bakıldığında, Mavi Marmara olayı nedeniyle bölgedeki en önemli müttefiki olan Türkiye’yi -hem de Suriye’de yoğunlaşarak artan iç savaşın kendi güvenliği ve istikrarı açısından daha da risk oluşturacağı bir dönemde- yitirmesi büyük bir stratejik yanlış olarak görülüyordu.

Bu nedenle geçen sene tam da Gazze operasyonu öncesinde Cenevre’de Türk diplomatlarla bir anlaşma için masaya oturmuş, çeşitli düzeylerde iletişim olanağı arayarak Suriye meselesiyle ilgili görüş alışverişinde bulunmak istemişti.

'GÖRÜŞMEK İSTİYORUZ TÜRKİYE KABUL ETMİYOR'
İsrailli diplomatik kaynaklar, özellikle Suriye’nin elindeki kimyasal silahlara dikkat çekerken, “Bu silahların rejim ya da muhalifler tarafından kullanılması olasılığına karşı hep beraber çalışmalıyız. Biz, bu hepimizi kaygılandıran konuda Türkiye ile görüşmek istiyoruz ama Türkiye kabul etmiyor.” ifadelerini kullanıyorlardı.

SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE İLE TEMAS İSTİYOR
Suriye’nin bölünmesi ve iç savaşın Lübnan ve diğer bölge ülkelerine sıçrama olasılığı, Esad’a karşı savaşmaya gelen aşırı İslamcı grupların İsrail’i hedef almaları olasılıklarını da hesaplayan İsrail, Suriye bunalımı konusunda son derece aktif bir pozisyon üstlenen Türkiye ile mutlaka temas içinde olmak istiyordu.

'BÜYÜKELÇİLER ATANSIN' VURGUSU
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun açıklamasında “büyükelçilerin atanmasına” yaptığı vurgu da siyasi istişare mekanizmasının bir an önce kurulması niyetini ortaya koyuyor.

İSRAİL İZOLE OLDU
Mısır’da Müslüman Kardeşler hareketinin zaferiyle sonuçlanan seçimler ve Muhammed Mursi’nin iktidara gelmesi, İsrail aleyhine bozulan Ortadoğu resmi açısından önemli oldu. Mısır ve Türkiye’nin “ilişkilerinde bir eksen” oluşturduklarını açıklamaları, Filistin’in BM’de yapılan oylamada ezici bir üstünlükle devlet statüsü kazanması, İsrail’in bölgedeki izolasyonunu daha da belirgin hale getiriyordu. Netanyahu kabinesinde yapılan değerlendirmelerde, Türkiye ile ilişkilerin onarılmasının stratejik önemi olduğu ön plana çıkmasına karşın, koalisyon ortağı Avigdor Lieberman’ın karşı çıkması nedeniyle adım atılamıyordu.

LIEBERMAN SORUNU AŞILDI
Netanyahu, bu sorunu aştı. Lieberman yolsuzluk iddiaları nedeniyle yasal bir süreçten geçtiği için dışişleri bakanlığına atamasını yapmayan Netanyahu, Lieberman'sız bir kabineyle özür dileyerek siyasi sorumluluğu da üstlenmiş oldu.

TÜRKİYE AÇISINDA ÖZRÜN SONUÇLARI
Türkiye açısından bakıldığında, İsrail’in özrü hem iç politik hem de dış politik hedefler açısından büyük anlam ve önem taşıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta ünlü “one minute” çıkışından bu yana, İsrail ile ilişkiler iç politik gündemin de bir parçası olmuştu.

Başbakan’ın bir dönem sözcülüğünü yapan gazeteci Akif Beki, “Bu süreçte kazanan Erdoğan olmuştur. 3 sene aradan sonra İsrail’den gelen özür Erdoğan’ın başarısıdır.” ifadesini kullanırken bu algıyı somutluyordu.

'İSRAİL'E ÖZÜR DİLETTİREN TÜRK LİDER'
Bu özrün dış politikadaki anlamı ise daha derin ve çok boyutlu. “İsrail’e özür dilettiren Türk lider” sıfatını kazanan Erdoğan, Türkiye’nin Ortadoğu’daki bölgesel liderliği açısından da önemli bir kazanım elde etti. Değişen Ortadoğu konusunda İsrail’in kaygılarını giderip gidermeyeceği belli olmasa da Türkiye’nin de bu ilişkinin normalleşmesinden elde edeceği avantajlarının olacağı hesap ediliyor.

Her ne kadar yeni Mısır yönetimiyle çok iyi bir ilişki kursa da Mursi’nin Filistin konusunda ağırlığını koyması, İsrail-Filistin sürecinde etkin bir konuma yükselmesi, Ankara’nın dikkatle izlediği bir gelişmeydi. İsrail ile güçlü ve yoğun bir ilişki kurması durumunda yakında başlaması öngörülen yeni Ortadoğu barış sürecinde arzu ettiği pozisyonu alması beklenen Türkiye, böylece hem bölgesel hem de küresel siyasetteki yerini ağırlaştırabilir.

ABD ARABULUCULUĞUNDA GELEN ÖZÜR
Bunlarla beraber, Türkiye açısından en önemli kazanımlardan birinin de İsrail’le yaşadığı gerginliğin ABD ile ikili ilişkilerini daha da tahrip etmesini engellemesi olarak görülüyor. ABD Başkanı Obama’nın Erdoğan’ın Washington ziyaretine sıcak bakmadığı sinyalini göndermesi, son dönemde liderler düzeyindeki siyasi danışmaların seyrekleşmesi bunun göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyordu.

En son ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Ankara ziyaretinde “Türk-İsrail gerginliğinin OrtaDoğu barış sürecini daha da güçleştirdiği tespitini yapması” önemli bir vurgu olartak kabul edildi.

'SİYONİZM' MEKTUBU
ABD Kongresi’nden Erdoğan’a gönderilen ve Siyonizm ile ilgili ifadelerini geri alması istenen mektup, Ankara-Washington arasındaki gerginliğin etkilerinin ulaştığı boyutu göstermesi açısından da önemliydi. Bu açıdan değerlendirildiğinde, bu sorunun ortadan kalkması belki de kısa vadede Erdoğan’ın Washington ziyaretine yol açacak bir gelişme gibi görülüyor.

ABD TÜRKİYE VE İSRAİL'LE HAREKET EDECEK
Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi, ABD açısından da önemli sonuçları beraberinde getiriyor. Bölgedeki iki yakın müttefiki arasındaki ilişkileri 1990'ların ortasında kuran ve stratejiK boyuta çıkmasına yardım eden ABD, Suriye, Irak ve İran gibi önemli sorunlara karşı Türkiye ve İsrail'le birlikte hareket etmeye önem veriyor.

BBC Türkçe

İsrail'in özrü Amerikan medyasında nasıl yankı buldu?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Gazze'ye giden Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerinin baskını ve yaşanan ölümlerden dolayı Başbakan Erdoğan'dan özür dilemesi, Amerikan medyasında son dakika gelişmesi olarak duyruldu.


Özür dileme haberine internet sayfasında geniş yer veren The New York Times (NYT) gazetesi, "İsrail'in Türkiye'den özür dilemesi diplomatik ilişkileri yenileyecek" ifadelerine yer verdi. NYT'nin haberinde Türkiye ile İsrail arasında uzun yıllara dayanan bir ilişkinin olduğu, 9 kişinin ölümü ile sonuçlanan olaydan sonra ilişkilerin tıkandığı ifade edildi. Haberde ayrıca Başbakan Erdoğan'ın son zamanlarda Siyonizm'i insanlık suçu olarak gördüğü bilgisi hatırlatıldı.

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ) ise haberi, "Netanyahu, Türkiye'den ölümlü gemi baskını için özür diledi" başlığı ile verdi. Gelişmeyi olumlu olarak değerlendiren gazete, "Obama'nın Ortadoğu gezisinde İsrail'in özür dilemesi beklenmedik bir gelişmeydi" yorumunu yaptı.

CNN televizyonu gelişmeleri son dakika olarak duyurarak "İsrail, ölümlü baskın için Türkiye'den özür diledi" başlığını kullandı. Haberde, "Türkiye uzun yıllar İsrail'in önemli bir müslüman arkadaşıydı. İsrail - Türk ilişkilerin bozulması, bölgedeki Arap baharı ve Ortadoğu'daki diğer gelişmeler, İsrail'in bölgede yanlız kalmasına neden olmuştu. Erdoğan'ın İsrail eleştirileri ise Arap dünyasında pek çok kişi tarafından memnuniyetle karşılanıyordu" denildi.

Washington Post Gazetesi ise "Obama, İsrail gezisini birbirinden uzaklaşmış iki gücü bir araya getirerek bitirdi" başlığı ile verdiği haberinde, özür dileme konusunda Obama'nın da telefonla katıldığını, Dışişleri Bakanı John F. Kerry'nin daha Massachusetts senatörü iken Netanyahu ve Erdoğan arasında uzlaşma aradığını belirtti.

İsrail’in Türkiye’den özrü dünya basınında!

Dünya basını gelişmeyi, “İsrail Türkiye’den özür diledi ve gemide can veren 9 kişi için tazminat ödeyecek” ifadelerini kullandı.

NEW YORK TİMES GAZETESİ: OBAMA’NIN ESERİAmerikan New York Times gazetesi, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinin ABD Başkanı Obama sayesinde olduğunu yazdı.
İsrail’in Mavi Marmara saldırısı nedeniyle Türkiye’den özür dilemesi ve tazminat ödemeyi kabul etmesi ABD Başkanı Barack Obama’nın “diploması zaferi” olarak tanımlandı.
Amerikan New York Times gazetesi, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesini ABD Başkanı Barack Obama’nın sağladığını yazdı.

JERUSALEM POST: TARİHİMİZDE İLK KEZ ÖZÜR DİLEDİK
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Jerusalem Post, Netanyahu’nun Mavi Marmara olayı için Türkiye’den özür dilemesini ‘İsrail tarihinde bir ilk’ diye duyurdu.
ABD Başkanı Barack Obama’nın, İsrail’i ziyareti sırasında Başbakan Netanyahu’yu uyardığını belirten gazete, Türkiye ve İsrail başbakanlarının 3 yıldır ilk defa iletişim kurduklarına vurgu yaptı.

EL CEZİRE
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2010 yılında Gazze filo olayında dokuz Türk vatandaşının ölümüne yol açan baskın için Türk devletinden özür diledi.

THE WALL STREET JOURNAL
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türk yardım gemisine yapılan baskınla ilgili olarak, Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan özür diledi.

WASHINGTON POST
İsrail lideri, Gazze’ye giden filoya uluslararası sularda yapılan baskında dokuz Türk eylemcinin ölümü için özür dileyerek, Türk devletiyle diplomatik ilişkiler konusunda önemli bir adım attı.

BLOOMBERG
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 2010 yılında Gazze’ye yardım filosu götüren gemide öldürülen 9 Türk için Erdoğan’dan için özür diledi.

CNN
İsrail’in Türkiye’den 2010 yılında 9 Türk’ün ölümüyle sonuçlanan gemi müdahalesiyle ilgili özür dilediği Amerika’nın resmi kaynaklarınca açıklandı.

FOX NEWS
Netanyahu Obama ile birlikte aradığı Türkiye Başbakanı’ndan Gazze’deki olaylarla iligli özür diledi.

USA TODAY
İsrail gemideki ölümler için Türkiye’den özür diledi.

medyafaresi