Türkiye’nin en komik adamı Cem Yılmaz, tüm dünyada şaka günü olarak kabul edilen 1 Nisan’da 2 sürpriz birden yaptı.
Yılmaz 1 Nisan’da hem izlenme rekorları kıran CM101 Fundamentals gösterisini şimdi DVD ve BLU-RAY olarak Kanal D Home Video’dan piyasaya çıkardı, hem de 8.5 aylık olan oğlu Kemal Yılmaz’ı sünnet ettirdi. Yılmaz dün öğlen saatlerinde oğlunun ağustos ayında dünyaya geldiği hastane olan Maslak Acıbadem’e geldi.
Tüm aile bir araya geldi
Yılmaz basına görüntü vermemek için eşi Ahu Yağtu ve bebeğiyle hastanenin acil kapısından giriş yaptı. Heyecanlı olan çift, hastanede kendilerine ayrılan 4106 no’lu odaya yerleşti. Odanın sünnet törenine uygun olarak süslendiği öğrenildi. Kemal Yılmaz, 15.30’da Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gonca Tekant tarafından 10 dakika süren sünnet operasyonuna alındı ve erkekliğe ilk adımını attı. Prof. Tekant, “Ailesinin istediği üzerine 8 aylık Kemal’in sünnet operasyonunu ameliyathane koşullarında genel anestezi altında gerçekleştirdik. Kemal’i gün içinde taburcu edeceğiz” dedi. Kendisini ideal baba olarak gördüğünü söyleyen Cem Yılmaz’a bu önemli gününde kız kardeşi Özge Yılmaz ile eniştesi Tolga Çevik de eşlik etti. Tüm aile sık sık fotoğraf çekerek özel anları ölümsüzleştirdi.
Milliyet
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Nisan 2013
1 Nisan 2013
Deniz Uğur: Aslolan koşulsuz sevmektir!...
Çizdiği güçlü kadın portresi ve hayata olan pozitif bakış açısıyla kitlelere ulaşan Deniz Uğur, şimdilerde gerçek hayat hikayelerini ekrana getiriyor
- İnsanların hayatlarına dokunan bir program yapıyorsunuz, nasıl bir duygu? Yıpratıcı oluyor mu?
Filmleri aratmayan gerçek yaşam öykülerinin anlatıldığı bir program sunuyorsanız sağlam durmak zorundasınız. Sonuçta yayının akışını sağlayıp programı tamamlamanız, yani kontrollü olmanız gerekiyor. Ama ben bizim programın bir nevi terapi yönü olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yaşadıklarını paylaşıp hafifliyor, acılar paylaşıldıkça katlanılır hale geliyor. Duygusal boşalma ve ağlama sağlıklı bir şey bence. İnsanı hasta eden şey acıları içine atmaktır.
- Siz acılarınızı ya da sevinçlerinizi kiminle paylaşıyorsunuz peki?
İyi ve kötü günlerimde hep yanımda olan sevgilimle paylaşıyorum. Birbirine omuz vermek insanı daha da güçlü kılar ve birinin her koşulda yanınızda olacağını bilmek içinizi ısıtır. Sevgi koşulsuzdur. Koşulluysa adı sevgi değildir zaten.
- TV sizin için ne anlam ifade ediyor? Dizilere mi daha yakınsınız programlara mı?
Ben bir oyuncuyum. Sunuculuk da yapabilen bir oyuncuyum ama tamamen sunuculuğa dayalı bir kariyerim olmayacak tabii ki. Aslında TV dizilerinin TV programlarından farkı yok prensipte. Yapımın arasına reklâm giriyor, insanların elinde kumanda, diledikleri gibi zap yapıyor. Oyuncunun sanatsal açıdan tatmin olacağı mecra sinema ya da tiyatrodur. Ama televizyon da vitrindir, geniş kitlelere ulaşmak açısından önemlidir.
YENİ PROJELERİM VAR
- Müthiş giden bir iş ardından neden dizi tercih etmediniz?
Dizi yapacağım elbet, ama biten bir dizinin ardından hemen bir başkasına başlamak istemedim. Gelen çok güzel proje teklifleri var, menajerim Gaye Sökmen'le birlikte değerlendiriyoruz. Yeni sezonda ne
yapacağımıza birlikte karar vereceğiz.
- Siz de zor bir dönem geçirdiniz, bu program sert değil mi o sürecin üstüne?
Söylemiştim, Film Gibi programının terapi yönü olduğuna inanıyorum. Karşınızdakiyle empati yapıyorsunuz, onunla birlikte ağlayabiliyorsunuz ve duygusal bir boşalma yaşayıp rahatlayabiliyorsunuz. Ayrıca toplum için çok önemli konular da işleniyor programda. İnsanların yaşamlarından yola çıkarak önemli sosyal eleştiriler de yapıyoruz, bir anlamda yol gösterici oluyoruz bence.
ÇOCUKLARIM HER ŞEYDEN ÖNEMLİ
- Özenli bir annesiniz... İş-aile-aşk dengesini nasıl kuruyorsunuz?
Çocuklarımla bire bir ilgileneceğim, oyun oynayıp paylaşımda bulunacağım saatleri baz alarak programlıyorum hayatımı. Yayın saatlerini bile buna göre konuşmuştuk. Eğer sunduğum programın bitiş saati çocuklarımın okuldan dönüş saatlerine uymasa kabul etmezdim mesela. Çocukların uyuduğu ya da babalarında olduğu zamanları da kendime ayırıyorum. Sorumluluklarımı aksatırsam o suçluluk hissiyle mutlu olmam mümkün olmazdı çünkü.
- Daha önce dizi döneminde çocuklar için özel maddeler koydurmuştunuz sözleşmenize, ayni prensibiniz devam ediyor mu?
Evet, söylediğim gibi, aynen devam ediyor. Sözleşme şartlarımı çocuklarım belirler. Çocukların bu yaşları, onlarla aranızda ömür boyu sağlam bir köprü kurulması açısından çok önemli.
HAFTA SONUNU İYİ DEĞERLENDİRİYORUM
- İş dışında, haftakin size ait günlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hafta içinde, bana ait günlerden değil, saatlerden bahsedebiliriz ancak. Dopdolu bir programım var. Ama hafta sonlarını iyi değerlendirmeye çalışıyorum. Mutlaka bir film izlemeye, bir tiyatro oyunu izlemeye, bir sergiye ya da bir konsere gitmeye çalışıyorum.
- Sosyal medyada ne kadar aktifsiniz? Sosyal medya sonrası hayatımızda neler değişti?
Sosyal medyaya işlevsel olduğu ölçüde başvuruyorum, bütün hayatımı ele geçirmesine izin vermiyorum ama bazı insanlarda bunun bir bağımlılık haline geldiğini görüyorum. Sosyal medyayla birlikte basın ve halkla ilişkiler anlamında çok şey değişti tabii. Kendinizi dilediğinizce ifade edebiliyorsunuz ve insanlar sizi direkt olarak tanıma şansına sahip oluyor. Bir nevi er meydanı orası. Birisi hak etmediği şekilde basın tarafından şişirilmiş bile olsa sosyal medyada kendini kaliteliymiş gibi gösteremez örneğin. Kurduğu cümleden, duyarlılık gösterdiği konudan kişinin ne olduğu ortaya çıkar.
FAVORİM CHARLIZE THERON
- Kimleri izliyor, dinliyorsunuz?
Lenny Kravitz'i çok seviyorum ben. Robbie Williams'ı da. Ve tabii ki her zaman Madonna. Charlize Theron'ı izlemekten zevk alıyorum. Hem olağanüstü güzel hem de çok başarılı bir oyuncu olduğu için. Ayrıca Robert Downey JR favori aktörüm.
- Her dönem ekran trendleri değişiyor, bir dönem diziler popülerken sonrasında yarışmalar olabiliyor. Nereye gidiyor sektör? Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında trendler değişir gibi görünse de dönüp dolaşıp aynı şeyler pazarlanıyor. Ülkemizdeki yayıncılık hızla gelişiyor diyemem çünkü alışkanlıklarımızdan zor vazgeçiyoruz ve yeniliklere açık değiliz. Bunun en büyük sorumlusu da reklam verenler diye düşünüyorum.
AKŞAM
- İnsanların hayatlarına dokunan bir program yapıyorsunuz, nasıl bir duygu? Yıpratıcı oluyor mu?
Filmleri aratmayan gerçek yaşam öykülerinin anlatıldığı bir program sunuyorsanız sağlam durmak zorundasınız. Sonuçta yayının akışını sağlayıp programı tamamlamanız, yani kontrollü olmanız gerekiyor. Ama ben bizim programın bir nevi terapi yönü olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yaşadıklarını paylaşıp hafifliyor, acılar paylaşıldıkça katlanılır hale geliyor. Duygusal boşalma ve ağlama sağlıklı bir şey bence. İnsanı hasta eden şey acıları içine atmaktır.
- Siz acılarınızı ya da sevinçlerinizi kiminle paylaşıyorsunuz peki?
İyi ve kötü günlerimde hep yanımda olan sevgilimle paylaşıyorum. Birbirine omuz vermek insanı daha da güçlü kılar ve birinin her koşulda yanınızda olacağını bilmek içinizi ısıtır. Sevgi koşulsuzdur. Koşulluysa adı sevgi değildir zaten.
- TV sizin için ne anlam ifade ediyor? Dizilere mi daha yakınsınız programlara mı?
Ben bir oyuncuyum. Sunuculuk da yapabilen bir oyuncuyum ama tamamen sunuculuğa dayalı bir kariyerim olmayacak tabii ki. Aslında TV dizilerinin TV programlarından farkı yok prensipte. Yapımın arasına reklâm giriyor, insanların elinde kumanda, diledikleri gibi zap yapıyor. Oyuncunun sanatsal açıdan tatmin olacağı mecra sinema ya da tiyatrodur. Ama televizyon da vitrindir, geniş kitlelere ulaşmak açısından önemlidir.
YENİ PROJELERİM VAR
- Müthiş giden bir iş ardından neden dizi tercih etmediniz?
Dizi yapacağım elbet, ama biten bir dizinin ardından hemen bir başkasına başlamak istemedim. Gelen çok güzel proje teklifleri var, menajerim Gaye Sökmen'le birlikte değerlendiriyoruz. Yeni sezonda ne
yapacağımıza birlikte karar vereceğiz.
- Siz de zor bir dönem geçirdiniz, bu program sert değil mi o sürecin üstüne?
Söylemiştim, Film Gibi programının terapi yönü olduğuna inanıyorum. Karşınızdakiyle empati yapıyorsunuz, onunla birlikte ağlayabiliyorsunuz ve duygusal bir boşalma yaşayıp rahatlayabiliyorsunuz. Ayrıca toplum için çok önemli konular da işleniyor programda. İnsanların yaşamlarından yola çıkarak önemli sosyal eleştiriler de yapıyoruz, bir anlamda yol gösterici oluyoruz bence.
ÇOCUKLARIM HER ŞEYDEN ÖNEMLİ
- Özenli bir annesiniz... İş-aile-aşk dengesini nasıl kuruyorsunuz?
Çocuklarımla bire bir ilgileneceğim, oyun oynayıp paylaşımda bulunacağım saatleri baz alarak programlıyorum hayatımı. Yayın saatlerini bile buna göre konuşmuştuk. Eğer sunduğum programın bitiş saati çocuklarımın okuldan dönüş saatlerine uymasa kabul etmezdim mesela. Çocukların uyuduğu ya da babalarında olduğu zamanları da kendime ayırıyorum. Sorumluluklarımı aksatırsam o suçluluk hissiyle mutlu olmam mümkün olmazdı çünkü.
- Daha önce dizi döneminde çocuklar için özel maddeler koydurmuştunuz sözleşmenize, ayni prensibiniz devam ediyor mu?
Evet, söylediğim gibi, aynen devam ediyor. Sözleşme şartlarımı çocuklarım belirler. Çocukların bu yaşları, onlarla aranızda ömür boyu sağlam bir köprü kurulması açısından çok önemli.
HAFTA SONUNU İYİ DEĞERLENDİRİYORUM
- İş dışında, haftakin size ait günlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hafta içinde, bana ait günlerden değil, saatlerden bahsedebiliriz ancak. Dopdolu bir programım var. Ama hafta sonlarını iyi değerlendirmeye çalışıyorum. Mutlaka bir film izlemeye, bir tiyatro oyunu izlemeye, bir sergiye ya da bir konsere gitmeye çalışıyorum.
- Sosyal medyada ne kadar aktifsiniz? Sosyal medya sonrası hayatımızda neler değişti?
Sosyal medyaya işlevsel olduğu ölçüde başvuruyorum, bütün hayatımı ele geçirmesine izin vermiyorum ama bazı insanlarda bunun bir bağımlılık haline geldiğini görüyorum. Sosyal medyayla birlikte basın ve halkla ilişkiler anlamında çok şey değişti tabii. Kendinizi dilediğinizce ifade edebiliyorsunuz ve insanlar sizi direkt olarak tanıma şansına sahip oluyor. Bir nevi er meydanı orası. Birisi hak etmediği şekilde basın tarafından şişirilmiş bile olsa sosyal medyada kendini kaliteliymiş gibi gösteremez örneğin. Kurduğu cümleden, duyarlılık gösterdiği konudan kişinin ne olduğu ortaya çıkar.
FAVORİM CHARLIZE THERON
- Kimleri izliyor, dinliyorsunuz?
Lenny Kravitz'i çok seviyorum ben. Robbie Williams'ı da. Ve tabii ki her zaman Madonna. Charlize Theron'ı izlemekten zevk alıyorum. Hem olağanüstü güzel hem de çok başarılı bir oyuncu olduğu için. Ayrıca Robert Downey JR favori aktörüm.
- Her dönem ekran trendleri değişiyor, bir dönem diziler popülerken sonrasında yarışmalar olabiliyor. Nereye gidiyor sektör? Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında trendler değişir gibi görünse de dönüp dolaşıp aynı şeyler pazarlanıyor. Ülkemizdeki yayıncılık hızla gelişiyor diyemem çünkü alışkanlıklarımızdan zor vazgeçiyoruz ve yeniliklere açık değiliz. Bunun en büyük sorumlusu da reklam verenler diye düşünüyorum.
AKŞAM
Çocuğunuz bu aralar kızgın ise!..
Çocukların psikolojisi değişiktir. Bir anda, “hayır” demenize kızıp sizi tekmeleyebilir. Psikologlar bu tür davranışların normal olduğunu söylüyor. Sebep ise kelimelerle derdini açıkça anlatamamak ve kolay yolu seçip agresifleşmek. İşte bu negatif durumu engellemek sizin elinizde.
.Sebepleri anlamaya çalışın.
Açlık, sıkıntı, yorgunluk, uykusuzluk çocukları savaş moduna sokar. Örneğin 30 dakikalık bir alışveriş sonrası çocuğunuz agresifleşmeye başladıysa yorulmuş demektir. Bir dahaki sefere onu da peşinizden sürüklemeyin ya da alışveriş süresini kısa tutun.
.Sakinleştirin.
Size vurduğunda elini sıkıca tutun ve yaptığının yanlış olduğunu söyleyin. Sinirlenebilirsin ama vuramazsın diyerek onu uyarın.
.Güzel örnekler verin.
Eşiniz çıkardığı kıyafetleri ortalıkta bırakıyor sizde deli oluyorsunuz. En sonunda patladınız ve sesinizi epey bir yükseltmek zorunda kaldınız. Siz ne kadar düşünmeseniz de çocuğunuz bu tarz ufak tartışmaları belleğe hemen atar ve yeri geldiğinde size tıpkı sizin mizacınızda cevap verir. Bu yüzden çocuğunuza iyi bir örnek olmalısınız.
SÖZCÜ
.Sebepleri anlamaya çalışın.
Açlık, sıkıntı, yorgunluk, uykusuzluk çocukları savaş moduna sokar. Örneğin 30 dakikalık bir alışveriş sonrası çocuğunuz agresifleşmeye başladıysa yorulmuş demektir. Bir dahaki sefere onu da peşinizden sürüklemeyin ya da alışveriş süresini kısa tutun.
.Sakinleştirin.
Size vurduğunda elini sıkıca tutun ve yaptığının yanlış olduğunu söyleyin. Sinirlenebilirsin ama vuramazsın diyerek onu uyarın.
.Güzel örnekler verin.
Eşiniz çıkardığı kıyafetleri ortalıkta bırakıyor sizde deli oluyorsunuz. En sonunda patladınız ve sesinizi epey bir yükseltmek zorunda kaldınız. Siz ne kadar düşünmeseniz de çocuğunuz bu tarz ufak tartışmaları belleğe hemen atar ve yeri geldiğinde size tıpkı sizin mizacınızda cevap verir. Bu yüzden çocuğunuza iyi bir örnek olmalısınız.
SÖZCÜ
30 Mart 2013
Shakira hayranlarını şaşırttı
Geçtiğimiz Ocak ayında bir erkek çocuk dünyaya getiren ünlü şarkıcı, aradan 3 ay geçmeden eski formuna kavuştu.
Kıvrak dansları ve dolgun hatlarıyla Türkiye'de de çok sevilen ünlü şarkıcı Shakira, kısa bir süre önce ilk çocuğunu dünyaya getirdi.
Barcelonalı futbolcu Gerard Pique ile evli olan şarkıcının Milan adını verdikleri oğulları geçtiğimiz Ocak ayında dünyaya geldi. İngiliz basınından The Daily Mail sitesinde yer alan habere göre, doğumun ardından henüz 3 ay bile geçmemiş olmasına rağmen Shakira eski formuna döndü.
Fransa'nın Paris kentinde yeni parfüm markası S'i tanıtan ünlü şarkıcı, deri kıyafetleri içinde Latin güzelliğinden hiçbir şey kaybetmediğini ortaya koydu. Adeta hiç doğum yapmamış gibi görünen 36 yaşındaki şarkıcının keyfi oldukça yerindeydi.
Kıvrak dansları ve dolgun hatlarıyla Türkiye'de de çok sevilen ünlü şarkıcı Shakira, kısa bir süre önce ilk çocuğunu dünyaya getirdi.
Barcelonalı futbolcu Gerard Pique ile evli olan şarkıcının Milan adını verdikleri oğulları geçtiğimiz Ocak ayında dünyaya geldi. İngiliz basınından The Daily Mail sitesinde yer alan habere göre, doğumun ardından henüz 3 ay bile geçmemiş olmasına rağmen Shakira eski formuna döndü.
Fransa'nın Paris kentinde yeni parfüm markası S'i tanıtan ünlü şarkıcı, deri kıyafetleri içinde Latin güzelliğinden hiçbir şey kaybetmediğini ortaya koydu. Adeta hiç doğum yapmamış gibi görünen 36 yaşındaki şarkıcının keyfi oldukça yerindeydi.
27 Mart 2013
Songül Karlı'ya dekolte engeli!..
Su Gibi programına katılan gelin adayını kucağına almak isteyen ünlü sunucu, dekoltesi yüzünden zor anlar yaşadı
Fox TV'deki Su Gibi programına katılan gelin adayı Songül Karlı'ya zor anlar yaşattı. Minyon tipteki gelin adayını oldukça sevimli bulan ünlü sunucu, gelin adayını kucağına almak isteyince dekoltesinden dolayı durmak zorunda kaldı.
30 YAŞINDAKİ KADIN ŞAŞIRTTI
Programa eş aramak için Adana'dan katılan Burcu isimli gelin adayı, boyu ve tipiyle başta Songül Karlı ve Uğur Arslan olmak üzere herkesi şaşırttı. 11 yaşındaki çocuğu andıran gelin adayının 30 yaşında olduğunu açıklaması şaşkınlıkları bir kat daha artırdı.
KUCAĞINA ALMAK İSTEDİ
Songül Karlı, daha önce hiç evlenmediğini açıklayan Burcu hanımı çocuk gibi sevmeye başladı. Bununla da yetinmeyen Karlı, Adanalı gelin adayını kucağına almaya çalıştı. Bu esnada Songül Karlı giymiş olduğu göğüs dekolteli kıyafet yüzünden zor anlar yaşadı.
magazin.milliyet
Fox TV'deki Su Gibi programına katılan gelin adayı Songül Karlı'ya zor anlar yaşattı. Minyon tipteki gelin adayını oldukça sevimli bulan ünlü sunucu, gelin adayını kucağına almak isteyince dekoltesinden dolayı durmak zorunda kaldı.
30 YAŞINDAKİ KADIN ŞAŞIRTTI
Programa eş aramak için Adana'dan katılan Burcu isimli gelin adayı, boyu ve tipiyle başta Songül Karlı ve Uğur Arslan olmak üzere herkesi şaşırttı. 11 yaşındaki çocuğu andıran gelin adayının 30 yaşında olduğunu açıklaması şaşkınlıkları bir kat daha artırdı.
KUCAĞINA ALMAK İSTEDİ
Songül Karlı, daha önce hiç evlenmediğini açıklayan Burcu hanımı çocuk gibi sevmeye başladı. Bununla da yetinmeyen Karlı, Adanalı gelin adayını kucağına almaya çalıştı. Bu esnada Songül Karlı giymiş olduğu göğüs dekolteli kıyafet yüzünden zor anlar yaşadı.
magazin.milliyet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

